Sokağın çocukları…

Sokak çocukları, ve sokak köpekleri.

Hepsi ile aynı havayı soluyoruz. Ama ne kadar bize verdikleri zarar? Zarar mı görüyoruz sürekli onlardan. Yoksa çözemediğimiz sorunların yansıması mı bunlar bize? O çocuklar istemez mi sıcacık yuvalarında karınları tok yatmayı? Peki ya hayvanlar?

Kimsenin, hiçbirinin tercihi değil elbette. “Ne yapabiliriz?” sorusu defalarca her ortamda konuşuldu, tartışıldı. Hayvanseverler, gönüllüler, şikayetçiler, belediyeler, veteriner hekimler… Forumlar yapıldı TV programları organize edildi. Her boyutu tartışılırken de herkes bir diğerine suç atmayı ihmal etmedi. Peki çözüm oldu mu? Hayır!

Devletten, gönüllülerden bir şey bekleyerek elde edilecek boyutu çoktan geçti çünkü. Kimi şikayet etti toplattı, kimi tüfeğini, silahını çekti vurdu. Kiminin zehiri etin içinde… Kısırlaştırılıp üremeleri engellendi. Ve hala bitmediler. Bitemezler.

Halbuki Amerika’da ne kadar güzel değil mi? Sokaklarda bir tane sahipsiz hayvan yok. Neden ? Bilmeyenlere aktaralım. Sistemi şu şekilde kurmuşlar. Sokaklardan toparlananlar barınağa götürülür. Temizlenir paklanır. Pırıl pırıl… Sonra otel odası kıvamında kafeslerde sahiplenilmek için beklerler. Hayvan satış mağazaları da vardır; fakat ülkemiz kadar yaygın değildir. Ve Amerikan halkı barınaklardan sahiplenir çoğunlukla hayat arkadaşını. Belli bir süre geçtikten sonra sahiplenilmedi mi?? Ne kadar mesela? Mesela 25 gün. Kalan kedi köpekler direk ötenazi yapılır. Evet yanlış değil aynen böyle. Ötenazi. Vahşet bu. Barınaklar bu durumda 200 hayvan kapasiteliyken 1500 hayvan barındırmak zorunda kalmaz. Aç kalanlar birbirini yemek zorunda kalmaz. Salgın hastalıklar olmaz. Sonuç güzel mi? Hayır elbette. Bir canlının yaşama hakkı bu kadar ucuz olabilir mi hiç? Varsın sokaklarımızda başıboş dolaşsınlar böyle ölümle sonlanacağına.

Peki o zaman ne yapalım. Tüm analizlerin sonucunda aslında ortaya çıkan yalnızca bir doğru yol var bu sorunla mücadelede.

“Kısırlaştır, Aşıla, Bırak”

Kısırlaştır ki üreme olmasın ve popülasyon azalsın. Sorun aynı gün çözülmese de insani bir yaklaşımla çözüm oluşturulabilsin uzun vadede. Aşılat ki salgın hastalıklar oluşmasın. Sokak hayvanları kadar ev hayvanları da risk yaşamasın. Aldığın yere bırak ki yemeğini nereden buluyorsa oradan bulmaya devam etsin. Aç kalıp sana saldırmasın. Alanını korusun ve oranın yaşantısına alışsın. Çevresinden geçen arabaya, bisiklete, çocuğa, artık alışsın ve seni rahatsız etmesin. Yollarda görmez misiniz yanından koşan çocuklara insanlara hiç umursamazca bakan ve kafasını yerden bile kaldırmayan sokak köpeklerini. İşte onlar alışanlar. Ve hepsi aslında zaman içinde alışacak. İnsandan zarar görmedikçe.. Tekme yemedikçe… Tecavüze uğramadıkça… Barınaklar kısırlaştırma ve aşılama hizmetini sunuyor. Ancak aldığı yere mi bırakıyor bundan tam da emin olamıyoruz. Genellikle şikayet üzerine gelip aldıkları için tekrar aynı noktaya bırakılmıyor elbette. Şikayet eden de azıcık nüfuzlu ise zavallı belediye işçisi bela mı alsın başına??.. Ve diğer yandan şikayete cevaben gelen ekipler kimleri götürüyor. En pısırık, en cılız, en zavallı ve insana en alışık, mülayim olanları elbette. Saldıranlar çoktan topuklamış oluyor. Sonra da boşalan alanlara yeni köpekler. Sizce bu döngü nasıl kırılır.

Hemen hemen tüm özel veteriner klinikleri sokak hayvanlarının tüm işlemlerine %40-50 civarlarında indirim uyguluyor. Ve bu oranlar ile yapılan işlemler maliyetinin de altına yapılmış oluyor aslında. Sırf sosyal devlet olmanın gerekliliği için çevresine duyarlı, komşuları ile paylaşım içerisinde olmak adına. Siz de elinizi cebinize atın ve ne kadar olduğu önemli değil. Katkıda bulunun. Bulunun ki sadece şikayet eden tarafta olmaktan vazgeçin. Harekete geçin.

Bize katılın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir